Etiketler

Anasayfa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Anasayfa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Mayıs 2016 Pazar

Evrimsel psikoloji nedir?

Türlerin Kökeni’nin son sayfalarında, doğal seçilim yoluyla evrim teorisini açıklayan Darwin cüretli bir öngörüde bulunmuştur: “Gelecekte çok daha önemli araştırmalara açık alanlar görüyorum. Psikoloji, Bay Herbert Spencer’ın şimdiden attığı temelle, zihni güçlerin ve yeteneklerin ancak yavaş yavaş ve aşamalı olarak kazanılmış olmasının gerekliliğine, güvenle oturtulabilir. İnsanın kökeni ve tarihi daha çok aydınlanacaktır (Darwin, 1970, s. 468).” Darwin’in bu sözleri, günün birinde “evrimsel psikoloji” adında yepyeni bir alanın doğacağını haber veren ilk sözler gibidir.


20. yy. boyunca birçok düşünür, Darwin’in temel anlayış biçiminden hareketle psikolojiye daha sistematik bir yaklaşım için gerekli yapının nasıl inşa edileceği sorusunu çözmeyi denediler (Tooby ve Cosmides, 2005). Tüm bu çeşitli yaklaşım ve çabaların da etkisiyle, birkaç on yıl önce evrimsel psikoloji alanı ortaya çıktı.Evrimsel psikolojiyi farklı açılardan tanımlamak elbette mümkündür; burada genel bir tanım yapmak gerekirse evrimsel psikoloji, tüm psikolojik olguları anlamaya yönelik temel bir çatı ve insanın sinir sistemi ile bu sistemin doğurduğu davranışların evrimsel süreçlerin ürünleri olduğunu ileri süren bir ilkeler bütünüdür. İnsanları doğal seçilimin ürünleri olarak ele alır, bu sebeple de insan türünü doğal dünyayı yöneten kurallardan bir şekilde bağımsızmış gibi kabul eden bir kavrayışa sahip değildir (Geher, 2006). Buna göre insanın zihni ve davranışları bir takım tabii ilkeler doğrultusunda, rastgele değil belli bir amaca yönelik ve kendi içinde tutarlı şekilde oluşmuştur. Dolayısıyla şu anki insanı bilimsel bakımdan izah ederken türün evrimsel geçmişi incelenmeli, davranışların nedenleri bu geçmişin ışığında araştırılmalıdır.

Evrimsel psikolojinin bilim camiasının dikkatini çekmesi bir hayli zaman alsa da günümüzde bu alan birçok disiplin tarafından bilinmekte ve etkisini giderek arttırarak yaygınlaşmaktadır. PsycINFO veritabanından alınan bilgiye göre evrimsel psikoloji alanında yapılan yayın sayısı 1985-1992 yılları arasında 29 iken, 1993-2000 yılları arasında yapılan yayın sayısı 331’dir (Durrant ve Ellis, 2002). Bu göstergeler özellikle psikoloji içerisinde evrimsel bakış açısının zamanla ne kadar önem kazandığının niceliksel bir kanıtıdır. 2000 yılından sonraki dönemde yapılan yayın sayısı ise önceki değerlerden daha fazladır (Bkz. Webster, Jonason, ve Schember, 2009). 

Evrimsel psikoloji alanında çalışan araştırmacılar her ne kadar bütün insan davranışları ve zihinsel yapısıyla ilgilense de bazı konular üzerinde daha fazla yoğunlaşmışlardır. Alanın önemli bir yayın organı olan Evolution and Human Behavior (Evrim ve İnsan Davranışı) adlı bilimsel dergide 1997-2008 yılları arasında yapılan 408 yayının başlığı incelendiğinde bu başlıklarda en çok; “sex (cinsellik/cinsiyet/cinsel ilişki)”, “attractiveness (çekicilik/cazibe)”, “differences (farklılıklar)”, “sexual (cinsel)” gibi sözcüklerin kullanıldığı görülmüştür (Webster, Jonason, ve Schember, 2009). Bu da göstermektedir ki alanda çalışan bilim insanları dikkatlerini son yıllarda, daha ziyade insan eşleşmesi, cinsiyetler arası ve cinsiyet içi sosyal ilişkiler, cinsel yönelimli davranışlar vb. konulara odaklamışlardır.

Sonuç olarak bugün evrimsel psikoloji, birçok temel insan davranışı örüntüleri hakkında tutarlı yorumlar sağlama ve insan olmanın ne manaya geldiğine ilişkin yeni bulgular üretme konusunda son derece muktedir olduğunu kanıtlamıştır (Geher, 2006).


Kaynaklar


– Darwin, C. (1970). Türlerin kökeni. (Ö. Ünalan, Çev.) Ankara: Sol Yayınları. (Orijinal çalışma basım tarihi 1859)

– Tooby, J. & Cosmides, L. (16 Ocak 2005). Evolutionary psychology: Conceptual foundations. 18 Mart 2010,http://tv.isg.si/site/ftpaccess/elogedusavoir/Evolutionary%20psychology%20-%20Conceptual%20foundations.pdf

– Geher, G. (2006). Evolutionary psychology is not evil! (…And here’s why…). Psychological Topics, 15 (2), 181-202.

– Durrant, R. & Ellis, B. J. (13 Eylül 2002). Evolutionary psychology. 18 Mart 2010, http://media.wiley.com/product_data/excerpt/38/04713840/0471384038.pdf

– Webster, G. S., Jonason, P. K., & Schember, T. O. (2009). Hot topics and popular papers in evolutionary psychology: Analyses of title words and citation counts in Evolution and Human Behavior, 1979 – 2008. Evolutionary Psychology, 7 (3), 348-362.

27 Nisan 2016 Çarşamba

Evrimsel Psikolojiye Kısa Bir Bakış*,


*Online psikoloji dergisi ONTO'nun 6. sayısında yer alan yazım. Derginin tüm sayılarınaontodergisi.com adresinden ulaşabilirsiniz.


Tabiatın evrim fikriyle açıklanma çabası daha eski tarihlere gitse de, Darwin'den günümüze kadarki zaman dilimi insanlık tarihinde farklı bir resim çizer. Bu resmin içinde yalnızca biyolojide, jeolojide, antropolojide yaşanan gelişmeler yoktur; aynı zamanda edebiyat, felsefe, sosyoloji ve psikolojide de yaşanan önemli gelişmeler vardır. Darwin'in öne sürdüğü kuramın, canlı hayatın kökenlerini ve bugün gözlemlediğimiz olguları açıklarken benimsediği bakış açısı, başta teoloji olmak üzere çok sayıda sağlam ve köklü fikir şubesinin itiraz edeceği bir bakış açısı olmasına rağmen, modern bilimin tüm dallarında kabul görmüştür. Uzun yıllar içerisinde evrim kuramının yanlışları düzeltilmiş, eksikleri tamamlanmış, boşlukları doldurulmuştur; tüm bilimsel açıklamalar için geçerli olduğu üzere evrim kuramı için de bu birikim süreci hâlen devam etmektedir.


Psikolojinin oldukça renkli seyrinde 1990'lı yıllara geldiğimiz vakit, Darwin'in şu öngörüsünün ne denli haklı olduğu anlaşılmıştır: ‘Gelecekte, çok daha önemli araştırmalara açık alanlar görüyorum. Ruhbilim, Bay Herbert Spencer'in şimdiden attığı temelle, her zihinsel yetinin ve sığanın (capacity) ancak yavaş yavaş ve aşamalı olarak edinilebildiği temeline güvenle oturtulabilir. İnsanın kökeni ve tarihi daha da aydınlanacaktır (Darwin, 1859 çev.2011).’ Bu yıllardan itibaren psikoloji içerisinde giderek güçlenen yaklaşımlardan biri de, Darwin'in ifadesiyle zihinsel yeti ve kapasitelerin evrimsel mekanizmaların ürünü olduğunu kabul eden yaklaşımdır. Evrimsel psikoloji ya da evrim psikolojisi (evolutionary psychology) adıyla anılan bu yeni alan, insan davranışlarını açıklarken temelde doğal seçilim ve cinsel seçilim kavramlarını rehber edinmekte, canlı organizmaları oluşturan her yapı gibi davranış üretme aygıtlarının da evrimsel analizin konusu olması gerektiğini savunmaktadır. Davranışın nihai sebeplerini, yani organizmanın hayatta kalma ve üreme başarısına katkısının derecesini araştırması bakımından psikolojinin diğer alt disiplinlerinden ayrılan evrimsel psikoloji; işbirliği, sosyal dışlama, kıskançlık, saldırganlık, diğerkamlık, kişiler arası çekim gibi hanidir bilinen psikolojik olgulara yeni ve farklı bir bakış getirmektedir. Birey davranışlarının yanında, kültür gibi daha geniş ve karmaşık olguları da evrimsel geçmişin ışığında incelemektedir.

Günümüz bilim dünyasında evrimsel psikoloji kendine müstakil bir yer edinmiştir. Alanın kendine ait bilimsel dergileri (Evolution and Human Behavior, Evolutionary Psychology, vs.) bulunmakta, her yıl evrimsel psikologlar tarafından yazılan pek çok kitap ve makale yayınlanmakta, çeşitli ülkelerdeki enstitülerde evrimsel psikoloji lisansüstü programları yürütülmektedir. Bununla beraber, gelişim aşamasındaki tüm psikoloji yaklaşımları gibi evrimsel psikoloji de mevcut cephelerden bolca eleştiri almış ve almaya devam etmektedir. Bazı araştırmacılar evrimsel psikolojiyi fazla indirgemeci bulmakta, insan davranışının izahında böylesi ‘nostaljik’ bir perspektifi eksik görmektedirler. Bazıları ise, modern yaşam koşulları ve sayısız kültürel doku içinde doğup büyüyen insanın, atalarının psikolojisinden temel farklılıklarla ayrıldığını savunmaktadır. Meseleye daha politik bir pencereden yaklaşan başka bir kesimse, evrimsel psikoloji bulgularının özellikle toplumlardaki cinsiyet temelli eşitsizliğin kaynağı olan farklılıkları meşrulaştırmaya katkı sunduğu eleştirisini dillendirmektedir. Tüm bu eleştirilere rağmen evrimsel psikoloji bu yüzyılın başından itibaren hızla artan bir ilgiyle karşılaşmış, psikolojik olguların en derindeki nedenlerini, yani evrimsel nedenlerini bilmenin önemi konusunda kayda değer sayıdaki bilim insanını ikna edebilmiştir. Öte yandan alanın zayıf noktalarından biri, araştırma yöntem ve araçlarının bazen olguların gerçek doğalarını ortaya çıkarma gücü konusunda insanı şüpheye düşürmesidir. Araştırmalarda çoğunlukla deneysel yöntem kullanılmakta ve katılımcı kitlesi geniş oranda üniversite öğrencilerinden oluşmaktadır. Bu durum bulgularla ilgili olarak geçerlik ve temsiliyet sorunlarını akla getirmektedir. Sözünü ettiğimiz sorunlar, her ne kadar ana akım psikolojinin temel metodolojik sorunları olsa da, insanın on binlerce yıl geriye giden davranışsal eğilimlerini ortaya çıkarma iddiası içindeki evrimsel psikolojide, bir adım daha ön planda yer almaktadır. İnsan davranışının kökenlerine dair fosillerden yoksun olan evrimsel psikologlar, hangi yöntemi kullanırlarsa kullansınlar bu bakımdan eleştirilmekten belki de hiçbir zaman kurtulamayacaklar.

Tabiatı evrimin mantığıyla ele alma fikrinin, insan tabiatını dert edinmiş psikolojiyi etkilemesi kaçınılmazdı. Bu etkinin yansımalarını Freud dahil pek çok teorisyende görmek mümkündür. Bir asırlık bilimsel birikimi arkasına alarak yola çıkan evrimsel psikoloji, bilim tarihi ölçeğinde körpe sayılmasına rağmen sesini güçlü bir şekilde duyurmayı başarmış ve itibar kazanmıştır. Darwin gibi bir öngörüde bulunma deha ve cesaretinden yoksun olsak da, evrimsel psikolojinin yolunun kısa vadede açık olduğunu söylemekle haksız sayılmayız.

Kaynaklar ve Okuma Önerileri:

Darwin, C. (2011). Türlerin Kökeni. (Çev. Ö. Ünalan). İstanbul: Evrensel Basım Yayın. (Orijinal çalışma basım tarihi: 1859).

Diamond, J. (1998). Seks Neden Keyiflidir: İnsanın Cinsel Evrimi. (Çev. S. Gül). İstanbul: Varlık/Bilim.

Miller, G. (2010). Sevişen Beyin: Eş Bulma Süreci İnsan Doğasını Nasıl Belirledi? (Çev. M. A. Karaömerlioğlu). İstanbul: NTV Yayınları.

McKinnon, S. (2010). Neo-Liberal Genetik: Evrim Psikolojisinin Mitleri ve Meselleri. (Çev. M. Doğan). İstanbul: Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi.

1 Nisan 2016 Cuma

Evrim neden "inanılmaz"?

Bilim tarihinde hiçbir teori yahut görüş yoktur ki evrim teorisi kadar tartışılsın, evrim teorisi kadar eleştirilere maruz kalsın. 1859 yılında Darwin’in devrim niteliğindeki kitabı Türlerin Kökeni yayınlandığından bu yana gerek dini gruplar, gerek bilim insanları, gerekse konuyla ilgili ilgisiz halktan çeşitli insanlar evrimle ilgili olumlu veya olumsuz fikirler öne sürmüşler ve hala sürmektedirler. Hatta bazıları bir adım daha ileri gidip fikirlerini eyleme dönüştürmek maksadıyla örgütlenmişler ve herhangi bir bilimsel düşünce olan evrim düşüncesine karşı adeta savaş açmışlardır. Peki, aynı mücadele azmine örneğin kuantum fiziği söz konusu olduğunda neden rastlanmaz? Kuantum fiziği de tıpkı evrim teorisi gibi bilim ağacındaki binlerce daldan sadece biri değil midir? Sokakta rastladığımız insanlardan hemen hemen hepsi evrimle ilgili bir görüşe sahipken, neden kuantum fiziği ile ilgili sorular karşısında “haddini bilmekte” ve susmaktadır? İşte bu gibi sorular merakımızı, evrimin insanlar tarafından bu denli yaygın olarak reddedilme sebeplerini araştırmaya yöneltmektedir.


New England üniversitesi, psikoloji bölümünden K. J. Garvey, evrim olgusunun reddedilmesinin altından yatan nedenleri açığa kavuşturmak amacıyla bir araştırma yürütmüştür. Araştırmaya katılan 62 üniversite öğrencisinden bazı psikolojik ölçekleri doldurmaları istenmiştir. Yaptığı analizler neticesinde Garvey’in ulaştığı bulgular beklediği yöndedir:


• Kiliseye gidenler ve Tanrı’ya inananlar kainatın ve yaşamın kaynağıyla ilgili evrimsel değil, kutsal kitaba dayanan açıklamaları daha çok kabul etmektedirler.

• Biyolojik tehditler (köpekler, yılanlar, ateş vb.), medikal tehditler (açık yaralar, cesetler, kan vb.) ve sosyal ya da moral tehditler (tek başına önemli kararlar verme, yabancı bir ülkede yalnız kalma, Tanrı’yı gücendirme vb.) karşısında daha fazla korku tepkisi verenler evrim teorisinden çok yaradılış görüşünü kabul etmektedirler.

• Hoş olmayan uyaranlar karşısında (örn. bozuk süt içmek, çıplak ayakla bir solucanın üzerine basmak, bir kazanın ardından bir insanın bağırsaklarını görmek vb.) daha fazla tiksinme hissi duyanlar evrim teorisinden çok yaradılış görüşünü kabul etmektedirler.

Garvey’in araştırması evrimin reddedilme sebepleriyle ilgili kayda değer bilgiler sunmakla birlikte, yeterli değildir. Korku ve tiksinme hissine duyarlılık ile kutsal kitap ve Tanrı inancı arasındaki ilişkinin daha net izah edilmesi belki de, onun araştırmasına ne kadar değer vermemiz gerektiği konusunda bizi yönlendirecektir. Son olarak belirtmek gerekir ki, doğruluğu binlerce bilimsel makaleyle desteklenen evrim teorisinin, bilimin dışındaki insanlar için neden bu denli “inanılmaz” görüldüğü derinlemesine irdelenmeyi fazlasıyla hak etmektedir.

Kaynak


– Garvey, K. J. (2008). Denial of evolution: An exploration of cognition, culture, and affect. Journal of Social, Evolutionary, and Cultural Psychology. Proceedings of the 2nd Annual Meeting of the NorthEastern Evolutionary Psychology Society.